

“seninle konuşmalıydım Şiraze çok çok önceleri ilk karşılaştığımda, bir park duvarı üzerine oturmuş yoldan geçenlerin nereye gittiklerini merak eden bakışlar taşımaktaydın yanında ben de belli ki senin henüz farketmediğin o eşsiz güzelliğini doya doya seyredebilme telaşıyla bir köşe buldum kendime affına sığınarak aşık oldum sana bilmedin 
üzerindeki küçük çiçekli, fırfırları ayak bileğinizi okşayan bordo etek tüm sadeliğiyle içime akıyordu hep gözlerindeki o pus hiç gitmedi... hiç gitmedi... anladığım oydu ki; hiç de gitmeyecekti neden bu kadar üzgün sardunyalarla süslüyordun gördüklerini? neden hep aynı yere geçip, aynı yalnızlığın içinde kayboluyordun? neden hep susuyordun? neden hep susuyorduk? neden hep... 
seninle konuşmalıydım Şiraze ne kadar da benden olduğunu anlatmalıydım
her sabah yumuşak bir buse ile seni uyandıran... her kahvaltıda demli çayını ince belli bardağına dolduran... her aynanın karşısına geçtiğinde saçlarını okşayan... her kapıyı kapatışında ardında peşine takılan... her sokakta adım adım seni izleyen... ve içinden taşanları bir bir tutmaya çalışan... işte hepsini... hepsini... yapan benim hâsılı; ben Şiraze, sen Şiraze 
seninle konuşmalıydım Şiraze kendini artık dinlemek zorunda olduğunu bir şekilde anlatmalıydım sana boş boş baktığın kalabalıklardan değil, kendinden medet... o, benim evet; yani sen ben Şiraze, sen Şiraze... 
seninle konuşmalıydım Şiraze zaman aktı geçti yanından, durdun hep birşeylerin geçip giderken, sen dursan bile, senden çok şey alıp götürdüğünü, parçaların bir bir eksildiğini artık farketmeliydin sevgililer gider Şiraze... sevgililer hep gider biz kalırız artakalan onlardan ve bize artabıraktıkları... sevgililer hep gider Şiraze... 
seninle konuşmalıydım Şiraze birgün ‘yarın’ diye bir şey olmayacak o olmayacak yarın’ımız bize varmadan ne mümkünse yapmalıyız beraberce tut elimden Şiraze rüzgarlara katıp kendimizi uçalım, altımızda atlas tut elimden Şiraze yağmurlarla sulayıp yüreğimizi turnaların izini sürelim, ışık yol tut elimden Şiraze uyanmak için geç olmadan yola çıkalım, rüyalar bizi kilitlemeden 
seninle konuşmalıydım Şiraze ben Şiraze, sen Şiraze...” her dilden söyleniyorum sana işte, her telden çalıyorum... hayat devam ediyor Şiraze; bazen kıyısında dünyanın, bazen en içinde... hayat, her şeye rağmen devam ediyor Şiraze 
Ş İ R A Z E |